Bunun cevabını kim verebilir, gitsek gönlümüz geride kalıyor gitmesek ruhumuz en acı duyguları yaşıyor.
Nasıl bir ikilem ki bu hiç bir yere kıpırdatmıyor ama sonunda yine olduğumuz yerde kalıyor ve gitmiyoruz yani ruhumuzun acı çekmesini kabulleniyoruz.
Ama herkes kadar en az bende bilmediğim diyarlara gitmek istiyorum belki ruhum biraz nefes alır diye bizim en büyük sınavımız sevdiğimiz ama bizi sevmeyen insanlar oluyor işte ve gitmeyi en çok düşündüren de onlar oluyor ve kalmamıza en çok sebep olanlar da onlar. İşte bu yüzden soruyorum bu diyarlardan bu gönüllerden gitmeli miyiz?
Sanki kalınca tüm boşluklar doluyor gibi gidince evet ruhumuz nefes alacak ama içimiz bomboş olacak gibi öyle bir boşluk öyle bir hafiflik ki bu kez de bu boşlukta kaybolacakmışız gibi..
Ne yapmalı ki nasıl bir yol bulmalı , diyorum yaa belkide kuşlar gibi olmalı gönüllerimiz gerektiğinde güzel diyarlara göç edebilmeli sonra yine aynı yollardan geri gelebilmeli selam verebilmeliyiz duraklarımıza..
Belki de gerçekten bu kadar çok düşünmemeliyiz, belkide bu denli ince ruhlu olmamalı insanlar evet belkide bu zamanda yüzeysel yaşamalıyız bi çokları gibi çünkü diğer türlü bu zamana bu mekana aitlik hissedemiyorsun sen başka dilimlerde yaşıyorsun cisminin etrafı çok farklı zaman dilimlerinde geziniyor..
Sonuç olarak kocaman bir çıkmaz var yani gitmek ile kalmak arasında ..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder